Uzun süredir gündemde olan çek kanunu 20.12.2009, Pazar günü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni yasa bir çok değişikliği de beraberinde getiriyor; ancak eksiklikleri görece fazla.

Bilindiği üzere çek, muhatap, keşideci ve hamilden oluşan üçlü saçayağına oturan bir kurum. Her saç ayağının hakları, yükümlülükleri ve sorumlulukları kanunla düzenlenmiş bulunuyor. Bir çekin piyasaya sürülebilmesinde ilk görev sahibi muhatap, mevzuatımıza göre de muhatap ancak bir banka ya da özel finans kurumu olabiliyor. Muhatabın birinci görevi çek hesabı açacağı ve çek defteri vereceği kişinin ekonomik ve sosyal durumunu basiretli ve özenli bir tacir gibi araştırmak. Burada banka ancak ekonomik ve sosyal durumu çek hesabını idare edebilecek kişilere çek hesabı açabilecek; gerekli durumu sağlamayan ve bu yolla karşılıksız çek keşide edenler için bankaların sorumluluğu yoluna gidilmiştir. Bankanın karşılıksız işlemine söz konusu her çek yaprağı için 600,00.-TL ile sınırlı bir sorumluluğu sözkonusu olacaktır.

Çek Defterleri

Yeni kanunla beraber tacir olan ve tacir olmayan kişilere verilecek çekler ile hamiline düzenlenecek çekler olmak üzere 3 tipte çek tanzim edilmesi öngörülüyor (5941 SK. md. 2/VI).

Hamiline şeklinde düzenlenecek çekler için ayrı bir çek hesabı açılması öngörüldüğü gibi hamiline çek defteri yapraklarında matbu olarak hamiline ibaresi bulunacak. Burada sanıyorum hamiline olarak çekler düzenleyip piyasada sınırlı bir güvenceyle dolaşan çeklerin önüne geçilmek istenmiş. Yaptırım olarak da hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamiline çek düzenleyen kişi hakkında bu aykırılığı içeren her bir çek yaprağı için 1 yıla kadar hapis cezası öngörülmüş (5941 SK. md. 7/IX).

Tacir olan ve tacir olmayan kişilere verilecek çek defterleri ile ilgili de tacirin ticari işletmesiyle ilgili iş ve işlemlerinde, tacir olmayan kişinin çek defterini kullanarak çek düzenlemesi veya düzenletmesi durumunda 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor (5941 SK. md. 7/I).

Yeni Kanuna Geçiş Nasıl Olacak
Bankalar, 20 Ocak 2010 tarihine kadar yeni çek defterlerini bastıracak ve 01 Temmuz 2010 tarihine kadar yeni çek defterlerini müşterilerine dağıtıp, eski çek defterlerini toplayacaklar.

Bu süreçte yani eski çek defterlerinin yürürlükte olduğu dönemde eski çek defterleri ile ilgili olarak 3167 Sayılı Çekle Ödemeleri Düzenleme ve Çek Hamillerini Koruma Kanununun hükümleri uygulanmaya devam edecek ancak burada 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesi hükmü saklı tutulmuş. Yani ceza hukuku ilkelerinden lehe kanun ilkesi bu dönemde uygulanacak ve sanık hakkında yeni kanunun lehe olan hükümleri uygulanabilecek.

20 Aralık 2009 tarihinden önce 3167 Sayılı Çekle Ödemeleri Düzenleme ve Çek Hamillerini Koruma Kanununun 16. maddesinde tanımlı suçtan dolayı açılmış olan davalar bakımından asliye ceza mahkemesinin görevi devam edecektir.

01 Ekim 2009 tarihi itibariyle 3167 Sayılı Çekle Ödemeleri Düzenleme ve Çek Hamillerini Koruma Kanununun 16. maddesinde tanımlanan suçtan dolayı haklarında soruşturma veya kovuşturma başlatılmış ya da kesinleşmiş bir hükümle mahkum olan kişiler hakkında af demeye dilim varmayan bir düzenlemeye yer verilmiş.

A) Bu durumdaki kişiler, şikayetçi ile belirledikleri miktarı belirli vadelerde ödenmesi konusunda anlaşmaya varmalılar ve bu anlaşmanın bir nüshasının şikayetçi veya yasal temsilcisi tarafından C. Başsavcılığına veya mahkemeye verilmesi durumunda, bu kişiler hakkında anlaşmada öngörülen süre kadar soruşturma veya kovuşturmanın durmasına, hükmün infazının ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilebilecek. Şikayetçi açısından da yapılan anlaşma şikayetin geri alınması sonucunu doğurmayacaktır (5941 SK. geçici madde 2/I-a). Bu şekilde taraflar suça konu karşılıksız çekleri uzun vadeli olarak ödeme yoluna gidebilecekler.

B) Yukarıda bahsettiğim durumdaki kişiler bakımından 5941 SK. 6. maddesi hükmüne göre yani 3095 S. kanuna göre ticari işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte ödemesi gereken miktarı belirli vadelerde ödeyeceğini taahhüt etmesi ve taahhütnamenin kendisi veya yasal temsilcisi tarafından C. Başsavcılığına veya mahkemeye verilmesi halinde, anlaşma aranmaksızın, taahhütnamede belirtilen süre kadar soruşturma veya kovuşturmanın durmasına hükmün infazının ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilir. Böyle bir taahhütnamede ödeme süresi 2 yılı geçemeyeceği gibi 1. yıl taksidi borcun 1/3′ünden az olamaz (5941 SK. geçici madde 2/I-b).

Yukarıda anılı şekilde şikayetçiyle anlaşmak veya taahhütte bulunmak isteyenler bu anlaşma ve taahhütnamelerini en geç 1 Nisan 2010 tarihine kadar düzenlemeli ve mercilerine vermeleri gerekmektedir.

Taahhütname vermeyle anlaşmaya varma arasında en büyük fark vade unsurunda orataya çıkıyor. Taahhütnamede 2 yılla sınırlı olan vade anlaşma yolunda ise tarafların anlaşması ile bir sınır olmaksızın belirlenebilecek.

ÇEK KANUNU TAM METNİ

Şimdilik bu kadar eksikleri gidermek üzere arada sırada fırsat buldukça güncelleyeceğim…